Translate

Sayfalar

classical etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
classical etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2018 Salı

Haber odalarında veri projeleri


     Pınar Dağ öncülüğünde 2015 yılının son ayında kurulan Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği (AVVG) yeni projeler üretmeye devam ediyor. Dernek verdiği eğitimler ile geleceğin veri gazetecilerini yetiştirmeyi hedeflerken önümüzdeki yıldan itibaren veri gazetecisi olmak isteyen öğrencilere burs imkanı sağlayacak.


            Pınar Dağ, 2013 yılından beri Kadir Has Üniversitesi’nde veri gazeteciliği üzerine ders veriyor. Ayrıca Dağ Medya haber sitesinin ve AVVG’nin de kurucu üyesi olan Dağ, Türkiye’deki veri gazeteciliği projelerinin birçoğuna önderlik ediyor.

Türkiye’de şeffaf demokrasi olgusunu geliştirmek ve veri okuryazarlığını artırmak için AVVG’yi kurduklarını söyleyen Dağ, derneğin üyeleri arasında akademisyenler, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve gazetecilerin çoğunlukta olduğunu söylüyor. Veri güdümlü projeler için 600 başvuru aldıklarını belirten Dağ, 400 kişinin eğitimlere kabul edildiğini ve sonrasında 26 veri güdümlü projenin ortaya çıktığını açıkladı. Dağ’ın ifadesine göre veri gazeteciliği eğitimleri genel olarak beş önemli başlık içeriyor. Bu başlıklar; verinin tanımı, veri gazeteciliği, veri analizi, veri görselleştirme ve veri hikayeleştirme olarak sıralanıyor.

Pınar Dağ, "Veri gazeteciliği, araştırmacı gazeteciliktir" dedi.


Mevzuat Yetersiz


Dağ, Türkiye’nin bilgi itoplumuna dönüşümünün bitmediğini söyleyerek Türkiye’nin  henüz kurumlarıyla veriyi depolayıp paylaşma adına bir mevzuat geliştirmediğini açıkladı: “Türkiye’de veri sıkıntısı yok ama veriyi açma ve veriden değer yaratma adına veriyi kullanan kitle az. Devlet sistematik bir şekilde veriyi açmaya kalkarsa sorunlar ortadan kalkar’’ diye devam etti. Dağ sorunu özetlerken, “Şeffaf toplum olabilmemiz için halkın bu şeffaflığı talep etmesi gerekiyor’’ dedi. Dağ, akademi, sivil toplum kuruluşları ve devletin birlikte hareket etmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Türkiye’de yeterli sayıda veri gazeteciliği bilen eğitimci yok


Dağ, Türkiye’de veri gazeteciliği üzerine akademisyen ve bağımsız uzmanların yetersiz olduğunun altını çizdi. Veri okumayı bilmeyen akademisyenlerin bu eğitimi veremeyeceğini belirten Dağ, ‘’Veri okuryazarı veriyi nerede bulacağını bilen, veriyi analiz edebilen ve sonrasında veriden değer yaratabilen kişidir’’ dedi. Dağ veri gazeteciliğinin üniversitelerdeki müfredata çeşitli yollardan girebilse de üniversitelerde bir dönem boyunca veri gazeteciliği dersi verilmediğinin altını çizdi. Dağ, Harvard, Stanford, Londra Şehir Üniversitesi ve Hollanda’da Tilburg üniversitesinin veri gazeteciliği eğitimi verdiğini eklerken, “Veri gazeteciliği teori ile yürüyecek bir şey değil. Öğrencinin de pratik yapması lazım’’ dedi. Dağ, “İletişim fakültesine tekrardan istatistiğin dönmesi gerekiyor’’ açıklamasını yaparken bunun verinin işlenmesi ve görselleştirilmesi adına çok önemli olduğunu söyledi.

Veri gazeteciliği araştırmacı gazeteciliktir


Dağ, veri gazeteciliğinin klasik gazetecilik, kitle kaynağı üzerinden gazetecilik, snapchat gazeteciliği gibi değişik haber alma yöntemlerinden ayrılmaması gerektiğinin altını çizerken verinin bir kaynak olarak haberciliğin bir parçası olduğunun altını çizdi. Dağ “İyi bir araştırmacı gazeteci olmak için veri gazetecisi olmak gerekiyor. Veri gazeteciliği araştırmacı gazeteciliğin üst tanımı. Çevrim içi araçlarla araştırmacı gazetecilik hızlanıyor ve kaynak doğrulama daha güvenilir bir şekilde oluyor. Veri gazeteciliğinde daha çok hüner gerekiyor ve bunun için veri üzerindeki çalışmaların her safhası için ayrı bir araç var.”

Veri gazeteciliğinin en önemli kısmı veriyi hikayeleştirme


Dağ, veri gazeteciliğinde araçlardan daha çok veriyi haberleştirmenin önemli olduğunu vurguluyor: “Veriyi hikayeleştirirken kamu yararı taşıyan iyi bir haber ve içerik üretmek gerekli. Birkaç farklı kaynaktan veri toplarken veri gazetecilerinin şüpheci olması gerekiyor.”

 Veri gazeteciliğinin uluslararası ağları var


AVVG,  Küresel Veri Okulu'nın  (School of Data) Türkiye’deki bir partneri olarak çalışmalarına devam ediyor. Dağ, gerek Dağ Medya bünyesindeki gerekse dernek bünyesindeki çalışmalarında ulusal ve uluslararası fonlardan destek alıyor. Yaptığı bir eğitim projesi için 25 bin sterlin miktarında destek aldıklarını ifade eden  Dağ, dernek çatısı altında 2017'de de yeni açık veri alanında projeler üreteceklerini belirtiyor.

Veri gazeteciliğinde bağımsızlık önemli


AVVG’de yönetim kurulu üyesi olan Saadettin Demirel; veri gazeteciliğinde bağımsız olmanın önemine dikkat çekerken, veri gazetecilerinin kendi fonlarını oluşturmaları gerektiğini ve sivil toplum kuruluşları ile dayanışma içinde bulunmak zorunda olduklarını söyledi. Kadir Has Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yeni Medya bölümü mezunu olan Demirel fon bulmak için ulusal ve uluslararası birçok sivil toplum kuruluşunun olduğunu kaydetti.

Sadettin Demirel, "Veri gazeteciliğinde kişisel öğrenim esastır" dedi.


“Veri gazeteciliğinde kişisel öğrenim esastır”


 Demirel, en popüler çevrimiçi veri aracının “ Google Trends” olduğunu söylerken, bu araçla güncel olaylarının dinamiklerini analiz edebildiğini sözlerine ekliyor.  Bununla birlikte Demire, ilnternetteki açık derslerden ve Youtube’daki öğretici videolardan çok şey öğrendiğini ekliyor: ‘’Kişisel öğrenim süreci veri gazeteciliğinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu işi yapmak isteyen insanlar, yeni projeleri ve ilgili blogları takip edebilir.

Daha önce Twitter için bir şeffaflık raporu hazırlayan Demirel,  bu kapsamda 2014-2015 yılları arasında hangi ülkelerin Twitter’da en çok içerik kaldırma talebinde bulunduğunu incelediğini  ifade ediyor. Demirel’in raporuna göre Türkiye birinci en çok içerik kaldırma talebi ile birinci sırada yer alıyor. Türkiye’yi sırasıyla, Rusya, Brezilya ve Fransa’nın takip ettiğini belirtti.

Veri Gazeteciliğinde halkın talebi önemli


Türkiye’de veri gazeteciliğine çok büyük bir ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Demirel, veri gazeteciliğinin gelişmesi için okuyucu kitleden talep gelmesinin gerekli olduğuna inandığını söyledi: “Veri gazeteciliği projelerinin sonuna yazılımcıların kullandığı ‘’GitHub’’ linkleri ekleniyor. Bu sayede başkaları da kullanılan verilere ulaşabiliyor ve hatta kendi projelerinde kullanabiliyor.”

            Veri gazeteciliği için İngilizce bilmek önemli


Veri gazeteciliği eğitimi alan ve Dağ Medya’da staj yapan Arel Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisi Hatice Temiz, Türkiye’de kütüphanelerin durumu ve trans birey cinayetleri üzerine veri güdümlü haber projeleri üretiyor. Temiz “Araştırdıkça daha çok kaynak buluyorsunuz. Ürettiğiniz projelerin kamuoyunda yankı bulması size mutlu ediyor” diyerek veri gazeteciliğine olan ilgisini dile getiriyor.

Hatice Temiz, veri gazeteciliği için İngilizce bilmenin önemini vurguladı.


Dünyada en çok trans cinayetinin Brezilya, Avrupa ve Türkiye’de gerçekleştiğini vurgulayan Temiz, projesinin bazı LGBT örgütleri ve haber siteleri tarafından kullanıldığını açıkladı. Temiz, veri gazetecisi olma yolunda çok büyük adımlar atmasına rağmen İngilizce bilmemesinin onu kısıtladığını ifade etti. Temiz, “ Veri gazeteciliği alanındaki çevrim içi eğitimler ve araçların birçoğu İngilizce dilinde yayınlanıyor. Bu yüzden veri gazetecisi olmak isteyen kişilerin kendilerini geliştirebilmeleri için yabancı dil bilmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.” diye ekledi.

Haber ve Fotoğraf: Faruk Aydıner

27 Nisan 2015 Pazartesi

Geldik, gördük, denedik: Şan kursunda bir gün

    İlk şan dersine gittiğimde ne olacağını çok merak ediyordum. Hoca sesimi beğenecek mi? Bana şarkı söyletecek mi? Nasıl bir eğitim bu şan?


    Daha ilk derste dedim ki, "Bu iş tam bana göre." Eğitim şekli hocadan hocaya değişebilir. Kimisi daha teşvik edici iken kimisi daha eleştirel olabiliyor. Benim favori tipim teşvik edici olan. Beraber daha çok gülüp daha rahat soru sorabiliyorsunuz. En önemli nokta ise şu, tekniğini öğrendikten sonra herkes kendi sesinin tarzında şarkı söyleyebilir.

    Şan eğitimi kısaca sesin eğitimi üzerine olan derslerdir. Sesi bir enstrüman gibi kullanmayı öğrenmek aslında bir enstrüman çalmaktan daha zor bir iştir. Çünkü bir gitar veya piyanoya dışardan hakim olabilir çalmayı zamanla öğrenebilirsiniz. Sesinizi kullanırken ise kendiniz üzerinde farkındalığınızı yükseltmeniz gerekir. Çünkü kullandığınız dışardan bir nesne değildir içinizdedir. Diyafram, göğüs, ağız, yüz ve tüm bu çevredeki kaslar. Hatta vücudunuzun diğer kısımlarını da bu harmoniye dahil etmelisiniz.

    Notaları duymak ise ayrı bir yönüdür şan dersinin. Şan dersinde hoca piyanonun başına geçer ve öğrenci karşısında ayakta durur. Genellikle öğrencinin kendi duruşunu gözlemlemesi için karşısına bir ayna da yerleştirilir. Duruş çok önemlidir sesin kalitesi için. Hollanda'da şan dersi hocam Viktor westerkamp bana "Hiçbir şey bilmeyen bir bebek gibi dur. Yüzüne embesil gibi bir ifade ver" tarzı şeyleri tekrarlayıp dururdu. Bende gülmeye başlayınca karşılıklı kahkahalar atardık. Ben çok gülen bir öğrenciyim.Kendi çıkardığım seslere, hocanın çıkardığı ses ve yorumlara çok defalar kahkaha ile yanıt verdim.

Şan eğitimi sesin parlatılmasıdır.

    "Vi" sesini çıkarmak zor


    Her neyse; hoca piyanoda çaldığı notanın aynısını öğrencinin sesi ile icra etmesini bekler. İlk iş ses ölçümü ile başlayabilir. Öğrencinin çıkarabildiği en düşük nota ve en yüksek nota bulunur ses aralığı ölçümü ile. Sonuçlardan öğrencinin ses tonu bulunarak ses aralığı parlatılmaya çalışılır. Burada yeteneğin büyük önemi olduğu su götürmez bir gerçektir.

    Ses aralığını genişletme çalışmaları ise ayrı bir konu. İlk işlenen konular genellikle nefes egzersizleridir. Bu egzersizlerle diyafram, göğüs çevresindeki kaslar ve ses telleri güçlendirilmeye çalışılır. Bu egzersizlere düzenli devam edilirse ses daha güçlü ve parlak çıkar. Yüksek notalara rahat çıkmak için de güçlü bir nefes gerekir.

    Genelde ses çalışmaları a, ı, u, gibi seslerle yapılır. "Ya" ve benzeri sesler üzerinden çalışmalar da yapılır. "Vi" sesini çalışırken bir hocam çok huylanmıştı, "Niye Fransız Aksanı ile çıkarıyorsun bu sesi" diye. Ne yaptıysam hacanın istediği "Vi" sesi çıkmadı, hoca da vazgeçti. Fransız kaldık gitti. Bu seslerle çalışılmasının amacı ağız ve çevresindeki kasların geliştirilerek seslerin güzel çıkması için eğitilmesidir. Özellikle "a" sesi temel ve en zor seslerdendir. "A" sesini iyi çıkartan diğer sesleri de iyi çıkartır derler. Şan eğitimi genel olarak birikim ve devamlılık isteyen bir eğitim süreci. Üstelik çalışmaya devam etmek orundasınız kazanımlarınıı kaybetmemek için. Spor salonlarına giden insanlar gibi devamlı çalışmak. 

13 Nisan 2015 Pazartesi

Geldik, gördük, denedik: Piyano kursunda bir gün

    Piyanonun başına geçince önce telaşlandım. Ama korkacak birşey yokmuş. Elleriniz bir meyve tutar gibi hafif bombeli olacak şekilde piyanonun tuşlarının üstüne parmaklarınızı koyuyorsunuz, sonrası notaları çalmak.


    İlk derse girerken çok heyecanlı hissedebilirsiniz! Çünkü bir müzik aleti öğrenmenin çoğu zaman çok zor olduğuna inanılır. Nasıl olacak, çalabilecek miyim? İleride evime aldığım piyanonun başına geçip Mozart'tan veya Beethoven'dan bir klasik eser olarak concerto çalabilecek miyim? Solo olarak söylenen bir aryayı piyano çalarak icra edebilecek miyim? O kadar notayı da nasıl ayrıntılı öğreneceğim? Nasıl olacak derken, aslında piyano çalmaya bebek adımlarıyla hayata başlar gibi notaları adım adım çalarak öğreneceğinizi anlıyor ve rahatlıyorsunuz. Yanlış yaparım diye korkmaya gerek yok çünkü yanlış yapmadan doğrusunu yapamasın düsturunu hoca da hatırlatınca korkularınız tamamen eriyebilir. Zaten bizi hayattan geri bırakan korkularımız değil mi?

Piyano öğrenmek sanıldığı kadar zor değil.

    Hata yaptıkça "yine mi?" dedim


    Elinide bir meyve tutar gibi elleriniz hafif bombeli olacak şekilde piyanonun tuşlarının üstüne parmaklarınızı koyuyorsunuz ve bundan sonrası notaları çalmak. Piyanoda soldan sağa doğru notalar incelir. Her ikili siyah tuşun ilk solundaki beyaz tuş do notasıdır. Her do'da ses bir oktav yukarı çıkar. Piyano eğitiminde orta do ile başlanır ki adı gibi piyanonun tam ortasında yer alır. Bazı notalar sağ bazı notalar da sol elle çalınacak derken yanlış eli kullandığımda hep "yine mi" dedim kendi kendime. Çalınan notaların doğru ritimle çalınması önemli ki yanlış hızla çaldığımda hep geri dönüp baştan sarmak zorunda kaldım.

Her evde olmalı

    Obualar üvey evlat mı?


    Müzik eğitimi konusunda geç kaldım mı diye hiç düşünmeye gerek yok. Her yaşta öğrenilebilir. Bilim insanlarının "Kullan veya kaybet teorisi" aklıma geldi. Bu teoriye göre beynimizin kullanmadığımız alanlardaki sinir hücrelerinin bağları azalıyor ve kısacası sinir hücreleri ölmeye başlıyorlar. Farklı konularda bilgi sahibi olarak beynimizin içinde yeni bağlantılar oluşmasını tetikleyebilir ve sinir hücrelerimizi zamanlar kaybetmeye karşı önlemimizi alabiliriz. Müzik bilgisi ve bir enstrüman çalmak işte burada devreye giriyor; müziğin öellikle de bir müzik aleti çalmanın beyni farklı alanlarıyla aynı anda birbiriyle bağlantılı olarak en çok çalıştıran kıyaz kabul etmez bir beyin egzersiz olduğu bilimsel olarak kanıtlandığını öğrendikten sonra piyano göümde ilahi bir yer etti dersem yalan olmaz.İsteyene gitar da olabilir. Neden bir başka enstrüman da olmasın? Obualar biz üvey evlat mıyız demez mi?

Vazgeçilmez Türk Müziği enstrümanı "Kanun"

    Piyano ve kanun akraba


    Müziğin her yönüyle dilsel yetenekleri geliştirmesi bir yana, peki bir enstrüman olarak piyano nereden gelmiş? Elbette ki piyano tarihsel süreçte değişim ve başkalaşım geçirmiş diğer pek çok müzik aleti gibi. Bugünkü piyano ilk ilkel biçimi ile Floransalı Bartolomeo Cristofori tarafından bulunup kullanılmaya başlanmış. Bundan önce ise değişik bir çok formu olmuş; "tympanon" , "epinete" ve "klavsene" gibi. Piyanonun ilk atalarından olan "tympanon" ve "psallterion" Asya kökenli olup buradan Avrupa'ya gelmiş. Zaten bugün Türkiye'de kullanılan kanun da "psallterion"un geliştirilmiş halidir ve piyano ve kanunun aynı köklere dayanması beni müziğin evrenselliğinden akrabaliğina doğru götürdü.