Translate

Sayfalar

language etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
language etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2018 Salı

Geldik, gördük, denedik: Diksiyon kursunda bir gün

     Başarılı bir hayatta güzel konuşmak önemli ise diksiyon dersi kesinlikle almalıyım diyerek bu eğitimden mahrum kalmamalıyım dedim kendi kendime. Peki nasıldır bu diksiyon dersi?

    Herkes kendini geliştirmek ve gerek şahsi hayatında gerekse iş hayatında etkileyici olmak ister. Mesele kendini geliştirmek olunca ilk aklıma gelen ofis programlarıyla birlikte  diksiyon eğitimidir. Diksiyon dersine gittiğimde neler konuşulacağını çok merak ediyordum. Ama ses eğitimi konusunda yardımcı olucağından emindim. Derse gittiğimde çok genç bir diksiyon hocasıyla karşılaştım. Kendisi ayrıca sahne alan bir tiyatro ve performans sanatçısıydı. Derslerde esprilerle insanları rahatlatıyordu. Bize devamlı rahatlamamızı içimizden geldiği gibi davranmamızı öğütlüyordu. 


Diksiyon güzel konuşma sanatıdır.

    Diksiyon basitce ses kullanma ve güzel konuşma üzerinedir. Hocanın en çok verdiği örneklerden biri bebekler bir diğeri de Hitler'di. Minicik bebeğin tüm evi inletecek kadar nasıl sesi çıkar? Çünkü diyaframını kullanır. Çoğu insan yaşı ilerledikçe stress ve toplumsal kabul endişeleri gibi duygularla diyaframını kullanmayı unutur veya farkında olmadan bırakır. Sesinin etkileyiciliği ve gürlüğünü kaybeder. Hitler çok derin analizler yapmıyordu konuşmalarında. Çok tutarlı konuşmalar da yaptığı iddia edilemez. Adam diyaframını kullanıyor. Seslerin üstüne üstüne basıyor ve sonunda kalabalıklarda duygusal mesajlar aracılığı ile hayranlık duygusu oluşturuyordu. 
    Hoca, pratik konuların yanında  meditasyondan sufizme ve hatta terapilerde bile kullanabilen nefes-diyafram egzersizleri kadar değişik konulardan bilgiler veriyor, egzersizler yaptırıyordu. Ses çıkartılan egzersizlerde yerlere yatıyorduk gülmekten. Çünkü burnundan nefes almadan veya burnunu tutarak ağzından nefes verirken veya ses çıkartırken çok farklı oluyordu. Hele çıkan sesler garipse veya benimki gibi mekanik-robotsu bir vaziyet alabiliyorsa insana gülmekten başka ne görev düşebilir? Egzersiz sırası sınıfın önünde bana gelince gülmekten hiç bir zaman egzersizi bitiremiyordum. Hoca da herkese bir daha yap diye israr ederken bana çok rica etmeyi bırakmıştı. 


Diksiyon sağlıklı ve başarılı bir hayat için bir anahtar gibidir.

    Diyafram ile nefes alırken bir büyük piyanoyu diyaframıyla oynatabilen operacılardan hocanın bahsetmesini hala unutmadım. Nasıl unutulur ki? Bir de hoca bazı yüz kasları egzersizleri göstermişti ki sadece konuşma güzelliğini değil ayrıca yüz güzelliğini artırıp kırışık yok edici ‘U-X’ egzersizleri. Hala daha aklıma geldikçe yapıyorum  insanı ne kadar delice gösterse de! Diksiyon sesimizi güzel kullanmak ve bazı özelliklerimizi artırmak için bu kadar iyi bir ders ise niye ıskalayayım diyorum. Kendime hala daha bir boş vakitte gitsemde diksiyon ve nefes üzerine kitap alsam, egzersizlere hep devam etsem diyorum. Güçlü bir diyafram kası ile ses daha güçlü çıkar. Daha iyi ve derin nefes alınır. Diksiyon güzel konuşma sanatıdır ve iletişimi güçlendirir. İnsan kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur. Bu da bireylere başarı getirir. Zaten bilimsel olarak da dik durup iyi nefes almak depresyon karşıtı ve sağlıklı olma sebebi olarak geçmişken diksiyon dersi ve nefes egzersizleri göz ardı edilmemeli.
  

23 Şubat 2018 Cuma

Geldik, gördük, denedik: Arapça kursunda bir gün


    Türkiye’ de bir çok insan Arapça öğrenmek isterken zor olduğu düşünüldüğü için bu dili öğrenmek pek revaçta değil. Bir düşünelim Arapça zor mu? 


     İlk Arapça dersime gittiğimde benim de böyle korkularım vardı. Kendi kendime dedim ki sonuçta ne kadar zor olabilir? Her zor işi yapmasak ne olur halimiz dedim kendime. Arapça kursunda Hoca, hep şunun altını çiziyordu: "Arapça o kadar zor bir dil değil. Türkçeye benzer kelimeler çok." Neden  kolay bir yolu olmasın "Yani" derken, ‘yani’ de mi Arapça? Yani derseniz Türkçedeki ile aynı anlamda.

Arapça dili kendine mahsus harflere sahip.


   Güneş erkek, Ay kadın


  İlk derslerde kendimi çok fazla resim dersindeymişim gibi hissettim.Çünkü Latin alfabesi ile yazılmıyordu kelimeler. Fena da yapmadım harfleri. Arapça, İngilizce ve Fransızca gibi çekimli bir dil olsa da farklı olarak cümleye fiil ile başlanması çok ilginç gelmişti bana. Konuşurken alışması zor gibi zannedilse de gerçekten zorlamamasına şaşmıştım. Avrupa dillerindeki gibi olumsuzluk eki varmış vay be derken, zamirlere zamir mi diyorlarmış diye hayrete düşmüştüm? Bu da mı benzer? Birde gizli özneleri mi varmış? Türkçedeki gibi diye bir defa daha hayrete düşmüştüm. Arapça kursuna giderken en çok duyacağınız şeylerden müzekker ve müennes meselesine değinelim. Ben eskiden İngilizce öğrenirken biraz şaşırırdım ki niye erkek veya kadın diye üçüncü şahısı ayırıyorlar? Ne gereği var. Sonra bir Arapça öğrenmeye başlıyorsunuz tüm isimleri müzekker eril ve müennes dişil diye ayırmışlar, vallah şaşırabilirsiniz! Ne yani Güneş erkek ve Ay da kadın mıymış? Ama her şeye rağmen dilbilgisinde benzerlikler kuralların sağlamlığı ve  dil yapısının güçlü yapısı Arapçayı gerçekten öğrenmeyi kolaylaştırıyor düşünülenilenin aksine.

Arapça ve İngilizce dilleri kavramları en kısa şekilde ifade edebileceğimiz iki dil.


     En kısa şekilde kavramları ifade eden diller: İngilizce ve Arapça


    Klişe olmuş zeytin incir isimlerinin aynı oluşuna girmiyorum. Benim anladığım tek zorluk varsa alfabenin farklı oluşu ve kelime miktarının çokluğu ki hocamız da hep altını çizerdi. Bu arada arapların da "The"sı var ki "El" takısı İspanyolca'daki "El" takısısı da burdan gelir ki özel isimler hariç isimlerin başına gelir. Arapçanın, İngilizce ile birlikte kavramları en kısa şekilde ifade etme imkanına sahip iki dil olduklarını söyleyerek bitirelim.