Translate

Sayfalar

life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
life etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2018 Cumartesi

Doğa Ana Gaia, sadık yar toprak ve mikrop kardeş

    Araştırmalar son elli yılda yaşadığımız öğrenme bozuklukları ve depresyon vakalarındaki yükselmenin doğa ve içindeki toprakla fiziksel bağımızı azaltmış olmamızla bağlantılı olabileceğini gösteriyor. Her geçen gün teknolojiye daha bağımlı hale geliyor ve kapalı mekanlara kendimizi hapsediyoruz. Hareketsiz geçen hergün biraz daha halsiz hissetmeye başlıyoruz. Hafızamız zayıflıyor ve öğrenme güçlüğü yaşıyoruz. Peki bize neler oluyor?


        Yeşil alanların ve hayvanların yaşama alanlarının dikkatsizce  yok edilmesi ile birlikte  şehir insanı Doğa Ana Gaia ve onun toprağı ile bağlantısı kesik olarak yaşıyor. Bilim insanlarının keşfettiği yeni verilere göre ‘hijyenik hayat’ tarzımız ve ‘kirlenmek’ kavramından uzaklığımız bazı yan  etkileri de beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre çevremizden aldığımız milyonlarca bakterinin vücut, zihin ve duygularımız üzerinde  olumlu etkileri var. Doğadan uzak steril ortamlarda yaşadığımız için bu faydalardan mahrumuz. Sağlıksız beslenme ise vücudumuzun gıdasız kalmasına sebeb oluyor. Marketlerden aldığımız işlenmiş ve kimyasal katkı maddeleri içeren gıdalar vücudumuzu tokside ediyor. Tüm bu süreçler yaşlanma sürecini hızlandırıyor. 

Doğa Ana Gaia'ya ve kendimize zarar veriyoruz.


     Nedir bu gerginlik?


    Öte yandan toprakla meşgul olan insanların daha dingin ve mutlu olmasıyla birlikte bilim insanları doğal yaşam ve organik beslenmeyi mercek altına aldı. Bununla birlikte kanser uzmanları dahil birçok araştırmacı bakterilerin üzerimizdeki etkilerini incelemeye başladı. Araştırmalar özellikle baı bakterilerin daha olumlu bir ruh hali, ansiyete oranında düşüş  ve beyinsel aktivitelerde kalıcı iyileşmeye yol açtığını gösteriyor. Tüm bu olumlu etkilerin mutluluk ve gençlik hormonu olarak bilinen serotonin hormonunun beyindeki salgısında dikkate değer artışın oluşmasıyla alakalı olduğu düşünülüyor. Akciğer kanseri hastalara direk verilen belli başlı pasifleştirilmiş bakteri formlarının enjekte edilmesiyle hayat kalitesinde artış, mide bulantısı ve ağrılarda ise azalma gözlenmiş ki kanser tedavisinde mikrop kullanımı yeni bir tedavi yöntemi. Hatta bazı kanser doktorları kanser oranlarındaki artışı sağlıksız beslenme yanında aşırı hijyenik ve yapay yaşam koşullarına bağlıyor.

Doğa ile barışmak sağlıklı bir hayatın kapısını açmaktır.


   Günümüzde Tıp, bakterileri yararlı ve zararlı olarak ikiye ayırıyor. İnsan vücüdundaki hücre sayısı, insanın içinde ve derisinde yarayan bakteri sayısından fazla değil. Bugün bağırsaklarda yaşayan bakterilerin sindirimden hormon üretimine kadar faydası olduğu biliniyor. Mutluluk hormonu seretoninin çoğu beyinde değil, bağırsaklarda üretiliyor. Bağırsaklar, bağışıklık ve hormonal sisteme katkısı dolayısıyla ikinci beyin "Solar Plexus" olarak adlandırılıyor. Bağırsakların bu şekilde çalışmasına en önemli katkılar tabiki faydalı mikrop kardeşlerin sayesinde. Bu faydalı bakterileri arttıran en önemli besinlere örnek olarak prebiyotikler; ev yapımı yoğurt, kefir ve turşu verilebilir. 

Doğa Ana Gaia ve sadık yar toprak ile barışmak insana sağlık ve mutluluk getirir.


    Modern tıbba alternetif Çin Tıbbı’nda ise toprak insanın üzerinde biriktirdiği tüm içsel ve dışsal olumsuz enerjileri atmak için bir topraklama aracı. Meditasyonun amaçalarından biri de topraklanmadır ki doğal bir ortamda, en azından mümkünse çayırda çimende yapılması tavsiye edilir. Çin Tıbbı'nda su da toprak gibi topraklama özelliğine sahibtir.

   Daha sağlıklı ve mutlu olmak için Doğa Ana Gaia ile barışmak zorundayız. Sadık yar toprak üstünde yalın ayak yürüyüş veya doğanın içinde derin bir nefes faydalı bakterilerin vücuda geçmesine yardımcı olur, gerçek organik meyve ve sebzelerin sağladığı gibi. Doğaya ve doğal beslenmeye yeniden bir dönüş Doğa Ana Gaia'ya, sadık yar toprağa ve iyi niyetli mikrop kardeşlere olduğu kadar kendimize de vefa olacaktır. 


6 Mart 2018 Salı

Geldik, gördük, denedik: Diksiyon kursunda bir gün

     Başarılı bir hayatta güzel konuşmak önemli ise diksiyon dersi kesinlikle almalıyım diyerek bu eğitimden mahrum kalmamalıyım dedim kendi kendime. Peki nasıldır bu diksiyon dersi?

    Herkes kendini geliştirmek ve gerek şahsi hayatında gerekse iş hayatında etkileyici olmak ister. Mesele kendini geliştirmek olunca ilk aklıma gelen ofis programlarıyla birlikte  diksiyon eğitimidir. Diksiyon dersine gittiğimde neler konuşulacağını çok merak ediyordum. Ama ses eğitimi konusunda yardımcı olucağından emindim. Derse gittiğimde çok genç bir diksiyon hocasıyla karşılaştım. Kendisi ayrıca sahne alan bir tiyatro ve performans sanatçısıydı. Derslerde esprilerle insanları rahatlatıyordu. Bize devamlı rahatlamamızı içimizden geldiği gibi davranmamızı öğütlüyordu. 


Diksiyon güzel konuşma sanatıdır.

    Diksiyon basitce ses kullanma ve güzel konuşma üzerinedir. Hocanın en çok verdiği örneklerden biri bebekler bir diğeri de Hitler'di. Minicik bebeğin tüm evi inletecek kadar nasıl sesi çıkar? Çünkü diyaframını kullanır. Çoğu insan yaşı ilerledikçe stress ve toplumsal kabul endişeleri gibi duygularla diyaframını kullanmayı unutur veya farkında olmadan bırakır. Sesinin etkileyiciliği ve gürlüğünü kaybeder. Hitler çok derin analizler yapmıyordu konuşmalarında. Çok tutarlı konuşmalar da yaptığı iddia edilemez. Adam diyaframını kullanıyor. Seslerin üstüne üstüne basıyor ve sonunda kalabalıklarda duygusal mesajlar aracılığı ile hayranlık duygusu oluşturuyordu. 
    Hoca, pratik konuların yanında  meditasyondan sufizme ve hatta terapilerde bile kullanabilen nefes-diyafram egzersizleri kadar değişik konulardan bilgiler veriyor, egzersizler yaptırıyordu. Ses çıkartılan egzersizlerde yerlere yatıyorduk gülmekten. Çünkü burnundan nefes almadan veya burnunu tutarak ağzından nefes verirken veya ses çıkartırken çok farklı oluyordu. Hele çıkan sesler garipse veya benimki gibi mekanik-robotsu bir vaziyet alabiliyorsa insana gülmekten başka ne görev düşebilir? Egzersiz sırası sınıfın önünde bana gelince gülmekten hiç bir zaman egzersizi bitiremiyordum. Hoca da herkese bir daha yap diye israr ederken bana çok rica etmeyi bırakmıştı. 


Diksiyon sağlıklı ve başarılı bir hayat için bir anahtar gibidir.

    Diyafram ile nefes alırken bir büyük piyanoyu diyaframıyla oynatabilen operacılardan hocanın bahsetmesini hala unutmadım. Nasıl unutulur ki? Bir de hoca bazı yüz kasları egzersizleri göstermişti ki sadece konuşma güzelliğini değil ayrıca yüz güzelliğini artırıp kırışık yok edici ‘U-X’ egzersizleri. Hala daha aklıma geldikçe yapıyorum  insanı ne kadar delice gösterse de! Diksiyon sesimizi güzel kullanmak ve bazı özelliklerimizi artırmak için bu kadar iyi bir ders ise niye ıskalayayım diyorum. Kendime hala daha bir boş vakitte gitsemde diksiyon ve nefes üzerine kitap alsam, egzersizlere hep devam etsem diyorum. Güçlü bir diyafram kası ile ses daha güçlü çıkar. Daha iyi ve derin nefes alınır. Diksiyon güzel konuşma sanatıdır ve iletişimi güçlendirir. İnsan kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur. Bu da bireylere başarı getirir. Zaten bilimsel olarak da dik durup iyi nefes almak depresyon karşıtı ve sağlıklı olma sebebi olarak geçmişken diksiyon dersi ve nefes egzersizleri göz ardı edilmemeli.
  

27 Nisan 2015 Pazartesi

Geldik, gördük, denedik: Şan kursunda bir gün

    İlk şan dersine gittiğimde ne olacağını çok merak ediyordum. Hoca sesimi beğenecek mi? Bana şarkı söyletecek mi? Nasıl bir eğitim bu şan?


    Daha ilk derste dedim ki, "Bu iş tam bana göre." Eğitim şekli hocadan hocaya değişebilir. Kimisi daha teşvik edici iken kimisi daha eleştirel olabiliyor. Benim favori tipim teşvik edici olan. Beraber daha çok gülüp daha rahat soru sorabiliyorsunuz. En önemli nokta ise şu, tekniğini öğrendikten sonra herkes kendi sesinin tarzında şarkı söyleyebilir.

    Şan eğitimi kısaca sesin eğitimi üzerine olan derslerdir. Sesi bir enstrüman gibi kullanmayı öğrenmek aslında bir enstrüman çalmaktan daha zor bir iştir. Çünkü bir gitar veya piyanoya dışardan hakim olabilir çalmayı zamanla öğrenebilirsiniz. Sesinizi kullanırken ise kendiniz üzerinde farkındalığınızı yükseltmeniz gerekir. Çünkü kullandığınız dışardan bir nesne değildir içinizdedir. Diyafram, göğüs, ağız, yüz ve tüm bu çevredeki kaslar. Hatta vücudunuzun diğer kısımlarını da bu harmoniye dahil etmelisiniz.

    Notaları duymak ise ayrı bir yönüdür şan dersinin. Şan dersinde hoca piyanonun başına geçer ve öğrenci karşısında ayakta durur. Genellikle öğrencinin kendi duruşunu gözlemlemesi için karşısına bir ayna da yerleştirilir. Duruş çok önemlidir sesin kalitesi için. Hollanda'da şan dersi hocam Viktor westerkamp bana "Hiçbir şey bilmeyen bir bebek gibi dur. Yüzüne embesil gibi bir ifade ver" tarzı şeyleri tekrarlayıp dururdu. Bende gülmeye başlayınca karşılıklı kahkahalar atardık. Ben çok gülen bir öğrenciyim.Kendi çıkardığım seslere, hocanın çıkardığı ses ve yorumlara çok defalar kahkaha ile yanıt verdim.

Şan eğitimi sesin parlatılmasıdır.

    "Vi" sesini çıkarmak zor


    Her neyse; hoca piyanoda çaldığı notanın aynısını öğrencinin sesi ile icra etmesini bekler. İlk iş ses ölçümü ile başlayabilir. Öğrencinin çıkarabildiği en düşük nota ve en yüksek nota bulunur ses aralığı ölçümü ile. Sonuçlardan öğrencinin ses tonu bulunarak ses aralığı parlatılmaya çalışılır. Burada yeteneğin büyük önemi olduğu su götürmez bir gerçektir.

    Ses aralığını genişletme çalışmaları ise ayrı bir konu. İlk işlenen konular genellikle nefes egzersizleridir. Bu egzersizlerle diyafram, göğüs çevresindeki kaslar ve ses telleri güçlendirilmeye çalışılır. Bu egzersizlere düzenli devam edilirse ses daha güçlü ve parlak çıkar. Yüksek notalara rahat çıkmak için de güçlü bir nefes gerekir.

    Genelde ses çalışmaları a, ı, u, gibi seslerle yapılır. "Ya" ve benzeri sesler üzerinden çalışmalar da yapılır. "Vi" sesini çalışırken bir hocam çok huylanmıştı, "Niye Fransız Aksanı ile çıkarıyorsun bu sesi" diye. Ne yaptıysam hacanın istediği "Vi" sesi çıkmadı, hoca da vazgeçti. Fransız kaldık gitti. Bu seslerle çalışılmasının amacı ağız ve çevresindeki kasların geliştirilerek seslerin güzel çıkması için eğitilmesidir. Özellikle "a" sesi temel ve en zor seslerdendir. "A" sesini iyi çıkartan diğer sesleri de iyi çıkartır derler. Şan eğitimi genel olarak birikim ve devamlılık isteyen bir eğitim süreci. Üstelik çalışmaya devam etmek orundasınız kazanımlarınıı kaybetmemek için. Spor salonlarına giden insanlar gibi devamlı çalışmak.