Translate

Sayfalar

journalist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
journalist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2026 Pazartesi

İstanbul Sokak Kedilerinin Renkli Yaşamları: Bir Belgesel

İstanbul, zengin tarihi, canlı kültürü ve sokak kedileriyle olan eşsiz ilişkisiyle dünya çapında tanınır. Bu kediler, milyonlarca sakin ve ziyaretçiyle birlikte yaşayarak şehrin kimliğinin önemli bir parçası haline gelmiş, onlara yiyecek, su ve barınak sağlayarak özen göstermişlerdir.

"İstanbul Sokak Kedilerinin Renkli Yaşamları" adlı belgeselimiz, bu olağanüstü hayvanların günlük deneyimlerini ele alıyor. Gerçek hayattan görüntülerle, yiyecek aramak ve dinlenmek için güvenli yerler bulmadan insanlarla ve diğer hayvanlarla etkileşime kadar günlük rutinlerini takip ediyor. Ayrıca, sert hava koşulları, trafik, hastalık ve sokaklarda hayatta kalmak için sürekli mücadele de dahil olmak üzere karşılaştıkları zorlukları vurguluyor.

Film, zorluklarını belgelemekle kalmayıp, İstanbul kedilerini tüm dünyada ünlü yapan dirençlerini, bağımsızlıklarını ve çekiciliklerini de kutluyor. Hikayeler sadece kentsel hayvanların yaşamlarını değil, aynı zamanda şehrin kendisini karakterize eden şefkati ve birlikte yaşamı da yansıtıyor.

Bu belgesel, izleyicileri İstanbul'u farklı bir perspektiften, şehrin kedi sakinlerinin gözünden görmeye ve kentsel ortamlarda sokak hayvanlarını korumanın ve onlara bakmanın önemini daha iyi anlamaya davet ediyor. Belgeseli çekerken İstanbul Kadıköy'deki ünlü kedi Tombili'yi de unutmadık.

Aşağıdaki belgeseli izleyin ve İstanbul'un sevilen sokak kedilerinin renkli yaşamlarını keşfedin.



25 Nisan 2018 Çarşamba

Hak temelli veri gazeteciliği


Veri gazeteciliği projeleri yapan Melih Cılga hak temelli habercilik yapmak adına Suriyelilerle alakalı projelere imza atıyor. Hak temelli habercilikte ayrımcılık yapmadan her kesimin sesinin duyurulmasını belirten Cılga, ana akım medyanın bu konuda zayıf olduğunu savundu.


Cılga, veri gazeteciliğinde aktif olarak proje üretirken kendini geliştirmeye özen gösteriyor. Veri gazeteciliğinin bir kuşak önceki araştırmacı gazeteciliğin devamı olduğunu belirten Cılga, daha önce veri üzerinden pazarlama yaptığı için veri gazeteciliğine aşina olduğunu söylüyor. 2010 yılında katıldığı bir pazarlama konferansında, İngiliz bir uzmandan ilk defa veri gazeteciliğini duyduğunu sözlerine ekleyen gazeteci, önce veri güdümlü gazeteciliğin teorilerini ve sonra da pratiğini öğrenmeye başlıyor.


         "Hak temelli gazetecilik gündemden düşüyor"


 Hak temelli araştırmacı gazeteciliğin Türkiye’de hızla gündemden düştüğünün altını çizen Cılga’ya göre Türkiye medyası ucuz habercilik yapıyor. Cılga, hak temelli araştırmacı gazeteciliğin yeni nesil versiyonu olan veri gazeteciliğinin Türkiye’de yeterince gelişememesini ise finansal sorunlara bağlıyor: “Hiç bir medya kuruluşu, ekibini elindeki bütçe ile haftalarca, aylarca bir tek projeye atayamıyor. Türkiye’de bu alanda çalışan en fazla 20-30 uzman var.”

       Avrupa’da hak temelli veri gazeteciliğinin çok daha gelişmiş olduğunu belirten Cılga, Türkiye’de veri gazeteciliği projelerinin daha çok alternatif medyadan ilgi gördüğünü söylüyor. Veri gazeteciliğin sorgulayan ve araştıran yeni nesil bir okuyucu kitlesinden gelen taleple ilerleme gösterebileceğini vurgulayan Cılga, “Veri gazeteciliği Türkiye’de tam müşterisini bulabilmiş değil” diyor.

Melih Cılga, hak temelli veri gazeteciliğinin gelişmesi için stk ve ana akım medyanın tutumunun önemli olduğunu belirtti. 


      Kadına karşı şiddet Türkiye'de önemli bir sorun


     Cılga, Türkiye’deki en önemli sorunların başında aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin olduğunu düşünüyor. Konuyla ilgili  Bianet haber portalından birkaç gazetecinin, aylarca bu konu üzerinde çalıştığını sözlerine ekleyen Cılga, bu gazetecilerin “kadıncinayetleri.org” isimli internet sitesi ile çalışmalarını görselleştirip sunmalarının önemli bir hak temelli veri gazeteciliği projesi olduğunu belirtiyor. Cılga, kadın hakları ile ilgili bu projenin toplumda desteğinin olduğu için bir farkındalık yarattığını söyledi. Cılga, “Toplumsal farkındalığın ölçüsü ana akım medyada yer bulmasıdır” diye devam ederken bu projenin üreticilerinin CNN Türk’de Mirgün Cabas’ın programına katıldıklarını ifade etti.

     "Toplumsal farkındalığın ölçüsü, projenin ana akım medyada yer bulmasıdır"


     Hrant Dink Vakfı’nın azınlıklarla ilgili “2012 Beyannamesi” ve “Anadolu’nun Kültür Mirası” adlı iki farklı proje yaptığını açıklayan Cılga, bu projelerin tam bir veri güdümlü gazetecilik örneği olduğunu belirtiyor. Vakfın, “2012 Beyannamesi” ile el konulan Ermeni Cemaati vakıf mallarını verileştirdiğini söyleyen Cılga, bu problemin 1970 yıllardan itibaren hızlanarak devam eden bir problem olduğunun altını çiziyor. Cılga, 2012’den itibaren AKP Hükümeti’nin bir açılım yaparak devletin el koyduğu vakıf mülklerini iade etmeye başladığını sözlerine ekledi. Öte taraftan Cılga, “Hrant Dink Vakfı’nın yaptığı bir proje Türkiye’de kaç kişiye ulaşabilir?” şeklinde bir soru yönelterek, toplumsal uyuşmanın olmadığı bir ülkede bu projelerin farkındalık yaratmasının imkansız olduğunu söyledi.

      Cılga, Manisa’nın Soma ilçesinde üç yüz kişinin ölümüyle sonuçlanan maden kazasının ardından konuyla ilgili bir veri gazeteciliği projesinin yapıldığını belirtti. Fakat bu projenin ana akım medyada yer bulmamasından ötürü bir farkındalık oluşturmadığı da vurguladı. Ana Akım Türkiye medyasının aksine dünyada veri güdümlü gazeteciliğin giderek daha önemli hale geldiğini söyleyen Cılga, “New York Times” ve “Washington Post” neredeyse her hafta veri gazeteciliği alanında proje üretiyor” dedi.

     Cılga, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerle ilgili iki proje yaptığını söyledi. Birinci projesini 4 ayrı kategoriye ayırdığını söyleyen Cılga, şunları kaydetti: "Projenin birinci kategorisi şu soruları içeriyor: 'Nerede hangi Stk kampı var?', 'Her kampta kaç kişi yaşıyor?', 'Kamplarda hangi imkanlar sunuluyor?' Haritalandırma ile görselleştirilen bu projede kampların üstüne tıklayınca, açılan bilgi penceresinde o kamp hakkındaki bilgiler görülüyor. İkinci kategoride şehirlerde yaşayan Suriyeliler, üçüncüde her bir şehirde Suriyelilere karşı yapılan muameleler ve saldırıları işleniyor. Dördüncü kategoride ise Suriyelilerin hangi yollardan Avrupa'ya geçiş yaptığı konu ediliyor. 

    "Alternatif medya, veri gazeteciliği projelerine önem veriyor"


    Cılga, bu projenin Bianet gibi alternatif mecralarda yer bulsa da ana akım medyada hiçbir zaman karşılık bulmadığını söyledi. Cılga, ikinci projesinde ise sivil toplum örgütlerinin Türkiye’deki Suriyeli mültecilere yaptığı yardımları ortaya koyuyor. Bazı kurumların hak temelli ve bazılarının da inanç temelli çalıştığını belirten Cılga, “Hak temelli olanlar ayrım yapmadan herkese yardım götürmeye çalışıyorlar. İnanç temelli olanlar ise alevi mültecilere mesafeli olabiliyor” diyerek konuya dikkat çekti.

    "Suriyeli mültecilerin yarısı reşit değil"


    Cılga, projelerinin sonunda elde ettiği veriler ilgili şu açıklamaları yapıyor: “Suriyeli mültecilerin yaklaşık yarışı 18 yaşın altındaki bireylerden oluşuyor. Bir buçuk milyon çocuktan sadece 250 bini ise eğitim imkanlarından yararlanabiliyor. Çalışabilecek yaşta olan Suriyelilerin ise sadece on binin yasal olarak çalışabiliyor ve çok zor şartlarda düşük ücretlerle iş buluyor.”

     Cılga, Hrant Dink Vakfı’nın Rum vatandaşlar için yaptığı hak temelli veri gazeteciliği projesini şöyle anlatıyor: “ Devlet tarafından Rum vakıflarının hangilerine el konuldu?’, ‘Hangilerine mallarını  iade edildi?’ diye araştırdığım bir dönemde ürettiğim projeyi daha sonra Rum Patrikhanesi ile paylaştım.” Her şeye rağmen umutlu olduğunu söyleyen Cılga, hak temelli veri gazeteciliğinde STK ve ana akım medyanın tutumunun önemli olduğunu vurgulayarak sözlerini bitirdi.
     
    Haber ve Fotoğraf: Faruk Aydıner

24 Nisan 2018 Salı

Haber odalarında veri projeleri


     Pınar Dağ öncülüğünde 2015 yılının son ayında kurulan Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği (AVVG) yeni projeler üretmeye devam ediyor. Dernek verdiği eğitimler ile geleceğin veri gazetecilerini yetiştirmeyi hedeflerken önümüzdeki yıldan itibaren veri gazetecisi olmak isteyen öğrencilere burs imkanı sağlayacak.


            Pınar Dağ, 2013 yılından beri Kadir Has Üniversitesi’nde veri gazeteciliği üzerine ders veriyor. Ayrıca Dağ Medya haber sitesinin ve AVVG’nin de kurucu üyesi olan Dağ, Türkiye’deki veri gazeteciliği projelerinin birçoğuna önderlik ediyor.

Türkiye’de şeffaf demokrasi olgusunu geliştirmek ve veri okuryazarlığını artırmak için AVVG’yi kurduklarını söyleyen Dağ, derneğin üyeleri arasında akademisyenler, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve gazetecilerin çoğunlukta olduğunu söylüyor. Veri güdümlü projeler için 600 başvuru aldıklarını belirten Dağ, 400 kişinin eğitimlere kabul edildiğini ve sonrasında 26 veri güdümlü projenin ortaya çıktığını açıkladı. Dağ’ın ifadesine göre veri gazeteciliği eğitimleri genel olarak beş önemli başlık içeriyor. Bu başlıklar; verinin tanımı, veri gazeteciliği, veri analizi, veri görselleştirme ve veri hikayeleştirme olarak sıralanıyor.

Pınar Dağ, "Veri gazeteciliği, araştırmacı gazeteciliktir" dedi.


Mevzuat Yetersiz


Dağ, Türkiye’nin bilgi itoplumuna dönüşümünün bitmediğini söyleyerek Türkiye’nin  henüz kurumlarıyla veriyi depolayıp paylaşma adına bir mevzuat geliştirmediğini açıkladı: “Türkiye’de veri sıkıntısı yok ama veriyi açma ve veriden değer yaratma adına veriyi kullanan kitle az. Devlet sistematik bir şekilde veriyi açmaya kalkarsa sorunlar ortadan kalkar’’ diye devam etti. Dağ sorunu özetlerken, “Şeffaf toplum olabilmemiz için halkın bu şeffaflığı talep etmesi gerekiyor’’ dedi. Dağ, akademi, sivil toplum kuruluşları ve devletin birlikte hareket etmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Türkiye’de yeterli sayıda veri gazeteciliği bilen eğitimci yok


Dağ, Türkiye’de veri gazeteciliği üzerine akademisyen ve bağımsız uzmanların yetersiz olduğunun altını çizdi. Veri okumayı bilmeyen akademisyenlerin bu eğitimi veremeyeceğini belirten Dağ, ‘’Veri okuryazarı veriyi nerede bulacağını bilen, veriyi analiz edebilen ve sonrasında veriden değer yaratabilen kişidir’’ dedi. Dağ veri gazeteciliğinin üniversitelerdeki müfredata çeşitli yollardan girebilse de üniversitelerde bir dönem boyunca veri gazeteciliği dersi verilmediğinin altını çizdi. Dağ, Harvard, Stanford, Londra Şehir Üniversitesi ve Hollanda’da Tilburg üniversitesinin veri gazeteciliği eğitimi verdiğini eklerken, “Veri gazeteciliği teori ile yürüyecek bir şey değil. Öğrencinin de pratik yapması lazım’’ dedi. Dağ, “İletişim fakültesine tekrardan istatistiğin dönmesi gerekiyor’’ açıklamasını yaparken bunun verinin işlenmesi ve görselleştirilmesi adına çok önemli olduğunu söyledi.

Veri gazeteciliği araştırmacı gazeteciliktir


Dağ, veri gazeteciliğinin klasik gazetecilik, kitle kaynağı üzerinden gazetecilik, snapchat gazeteciliği gibi değişik haber alma yöntemlerinden ayrılmaması gerektiğinin altını çizerken verinin bir kaynak olarak haberciliğin bir parçası olduğunun altını çizdi. Dağ “İyi bir araştırmacı gazeteci olmak için veri gazetecisi olmak gerekiyor. Veri gazeteciliği araştırmacı gazeteciliğin üst tanımı. Çevrim içi araçlarla araştırmacı gazetecilik hızlanıyor ve kaynak doğrulama daha güvenilir bir şekilde oluyor. Veri gazeteciliğinde daha çok hüner gerekiyor ve bunun için veri üzerindeki çalışmaların her safhası için ayrı bir araç var.”

Veri gazeteciliğinin en önemli kısmı veriyi hikayeleştirme


Dağ, veri gazeteciliğinde araçlardan daha çok veriyi haberleştirmenin önemli olduğunu vurguluyor: “Veriyi hikayeleştirirken kamu yararı taşıyan iyi bir haber ve içerik üretmek gerekli. Birkaç farklı kaynaktan veri toplarken veri gazetecilerinin şüpheci olması gerekiyor.”

 Veri gazeteciliğinin uluslararası ağları var


AVVG,  Küresel Veri Okulu'nın  (School of Data) Türkiye’deki bir partneri olarak çalışmalarına devam ediyor. Dağ, gerek Dağ Medya bünyesindeki gerekse dernek bünyesindeki çalışmalarında ulusal ve uluslararası fonlardan destek alıyor. Yaptığı bir eğitim projesi için 25 bin sterlin miktarında destek aldıklarını ifade eden  Dağ, dernek çatısı altında 2017'de de yeni açık veri alanında projeler üreteceklerini belirtiyor.

Veri gazeteciliğinde bağımsızlık önemli


AVVG’de yönetim kurulu üyesi olan Saadettin Demirel; veri gazeteciliğinde bağımsız olmanın önemine dikkat çekerken, veri gazetecilerinin kendi fonlarını oluşturmaları gerektiğini ve sivil toplum kuruluşları ile dayanışma içinde bulunmak zorunda olduklarını söyledi. Kadir Has Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Yeni Medya bölümü mezunu olan Demirel fon bulmak için ulusal ve uluslararası birçok sivil toplum kuruluşunun olduğunu kaydetti.

Sadettin Demirel, "Veri gazeteciliğinde kişisel öğrenim esastır" dedi.


“Veri gazeteciliğinde kişisel öğrenim esastır”


 Demirel, en popüler çevrimiçi veri aracının “ Google Trends” olduğunu söylerken, bu araçla güncel olaylarının dinamiklerini analiz edebildiğini sözlerine ekliyor.  Bununla birlikte Demire, ilnternetteki açık derslerden ve Youtube’daki öğretici videolardan çok şey öğrendiğini ekliyor: ‘’Kişisel öğrenim süreci veri gazeteciliğinde çok önemli bir yer tutuyor. Bu işi yapmak isteyen insanlar, yeni projeleri ve ilgili blogları takip edebilir.

Daha önce Twitter için bir şeffaflık raporu hazırlayan Demirel,  bu kapsamda 2014-2015 yılları arasında hangi ülkelerin Twitter’da en çok içerik kaldırma talebinde bulunduğunu incelediğini  ifade ediyor. Demirel’in raporuna göre Türkiye birinci en çok içerik kaldırma talebi ile birinci sırada yer alıyor. Türkiye’yi sırasıyla, Rusya, Brezilya ve Fransa’nın takip ettiğini belirtti.

Veri Gazeteciliğinde halkın talebi önemli


Türkiye’de veri gazeteciliğine çok büyük bir ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Demirel, veri gazeteciliğinin gelişmesi için okuyucu kitleden talep gelmesinin gerekli olduğuna inandığını söyledi: “Veri gazeteciliği projelerinin sonuna yazılımcıların kullandığı ‘’GitHub’’ linkleri ekleniyor. Bu sayede başkaları da kullanılan verilere ulaşabiliyor ve hatta kendi projelerinde kullanabiliyor.”

            Veri gazeteciliği için İngilizce bilmek önemli


Veri gazeteciliği eğitimi alan ve Dağ Medya’da staj yapan Arel Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisi Hatice Temiz, Türkiye’de kütüphanelerin durumu ve trans birey cinayetleri üzerine veri güdümlü haber projeleri üretiyor. Temiz “Araştırdıkça daha çok kaynak buluyorsunuz. Ürettiğiniz projelerin kamuoyunda yankı bulması size mutlu ediyor” diyerek veri gazeteciliğine olan ilgisini dile getiriyor.

Hatice Temiz, veri gazeteciliği için İngilizce bilmenin önemini vurguladı.


Dünyada en çok trans cinayetinin Brezilya, Avrupa ve Türkiye’de gerçekleştiğini vurgulayan Temiz, projesinin bazı LGBT örgütleri ve haber siteleri tarafından kullanıldığını açıkladı. Temiz, veri gazetecisi olma yolunda çok büyük adımlar atmasına rağmen İngilizce bilmemesinin onu kısıtladığını ifade etti. Temiz, “ Veri gazeteciliği alanındaki çevrim içi eğitimler ve araçların birçoğu İngilizce dilinde yayınlanıyor. Bu yüzden veri gazetecisi olmak isteyen kişilerin kendilerini geliştirebilmeleri için yabancı dil bilmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.” diye ekledi.

Haber ve Fotoğraf: Faruk Aydıner